31 Aralık 2010 Cuma

Yeni Yıl


Güzel bir yıl olsun... 
Pırıltısı bol... Neşesi bol... 
Kahkahası bol...
Hüznü yok denecek kadar az...
Sevgi dolu, iyi niyet dolu, mutluluk, sağlık dolu,
Aşk dolu bir yıl olsun olur mu?

Mutlu Yıllar!

26 Aralık 2010 Pazar

I Want You

I Want You

I Want You, blackandberry tarafından cocktail party dresses ile yaratıldı

24 Aralık 2010 Cuma

Gün Bitmeden...


 Gün bitmeden doğum günümü kutlamak istedim...
Çevremdeki tüm güzel dostlar için bir kez daha şükrettim...


BİR YILIN SON GÜNLERİ

i.
bir yıl daha bitiyor
işte bu kadar duru,bu kadar yalın
bu kadar el değmemiş
sıradan bir gerçeği daha
kolları bağlı hayatımızın
bir şiire nasıl dahil edilir bir yılın son günleri
her sonda her başlangıçta ve her defasında
alır gibi bir başkasını karşımıza
perdeler çekip,ışıklar söndürüp
oturup yatağın içine bir başımıza
sorgulamak kendimizi
öğrenmek ikizin anadilini,ikinci belleğimizi
öğrenmek kendimizle hesaplaşmanın buzul ilişkilerini
bu aynaların dehlizlerinde gezinirken görürüz
karanlık günlerimizin kenar süslerini

biterken bir yılın son günleri
biliyoruz takvimler belirlemez değişimin mevsimlerini
gençlik ikindilerini

kargınmış bir çocuktuk büyüdüğümüzden beri

ii.
bir yıl daha bitiyor
düşlerim,tasarılarım,yarım kalmış onca şey
her yıl biraz daha kısalıyor öncekinden
bana mı öyle geliyor
yoksa daha mı hızlı ilerliyor zaman
insan yaşlanırken?

iii.
kırdım mı incittim mi birilerin
kimleri kazandım,yitirdiklerim kimler?
kendimi yineledim mi yazdıklarımda?
yeniden düşünmeliyim
dostluklarımı,ilişkilerimi
dağınık yatağım,mutsuz yatağım
çoğalttın mı eksiklerimi
gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
borçlarımı ödedim mi?
doğru seçtim mi soruların fiillerini?
tırnaklarım kesilmiş,dişlerim fırçalanmış,saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü,odam düzenli mi?
ödünç aldığım kitapları geri verdim mi?
geri verdim mi aldıklarımı:
aşkları,dostlukları,sevgileri,güvenleri,bağları
kitaplara,sayfalara,satırlara borcumu ödedim mi?
yokladım mı duygularımı
hala sevebiliyor muyum insanları?
ovmalı gümüşlerimi,bakırlarımı,cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
saklı tutumalı gelecek inancını,yarınları,eksik etmemeli ağzımızdan
hançer kıvamındaki karamizah tadını
şimdi oturup uzun bir hasretlik mektubu yazmalıyım yavuz'a
sonra köşe başından bir demet çiçek alıp öyle başlamalıyım akşama
yeni bir yıla
ama nedense her şeyin tadı dağılıyor ağzımda
bir sap çiçek mi taşısam yoksa ağzımın kıyısında
aydınlık rengi vursun diye gözlerimdeki buluta 
 
MURATHAN MUNGAN

22 Aralık 2010 Çarşamba

POLYVORE

Bir ara www.polyvore.com sitesinde bir hayli zaman geçiriyordum. Orada yaptığım setleri düzenlerken hiç bir şey düşünmediğim için bir hayli rahatlıyordum. Dereceye girmişliğim bile var bir çoğuyla.
Seviyorum böyle şeyleri.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Blog Temaları

Blogger temalarıyla başım dertte. Çok sık denemeler yapıyorum. Şimdi de explorer da sorun yok gibi gözükürken firefox'da anlamsız tarihler çıkıyor. Bir başka tema da ise firefox'da sorun yok ama explorer'daki sayfa düzeni düzgün değil.

Bir orta yolu bulacağım elbet.

19 Aralık 2010 Pazar

HIZ



Size de oluyor mu, hiç bir şeye yetişemediğinizi hissettiğiniz günler?
Pazar günlerini hiç sevmiyorum!

17 Aralık 2010 Cuma

Böyle de duygusal biriyim işte, gözleri yaşlı...

Birini çok sevdiğinizde, o sizi çok üzse de onun yanında ağlamak istersiniz.
O size korkunç birşey yapsa da onun kolarında teselli bulmak istersiniz.

Birini çok sevdiğinizde size bin kere de yalan söylese yine de herkesten çok,
ona inanmak istersiniz.

16 Aralık 2010 Perşembe

TAVSİYE

Makyaj yapmayı severim ama pek beceremem. Özellikle fondöten ve pudra sürüşüm çok da hoş değil. Bir tavsiye üzerine aldığım Bioderm markasının renkli güneş koruyucusuna ise bayıldım. Yüze parlaklık, sanki dinlenmiş havası veriyor. Renkli olması aynı zamanda fondöten gibi kullanmayı sağlıyor. Ben çok beğendim. 

Tavsiye ederim.

"Bioderma Photoderm Max Tinted Creme"

13 Aralık 2010 Pazartesi

KAR

Bu gün İzmir' e inceden inceden kar yağdı. 
Hem de kısa bir süre lapa lapa bile yağdı. 
Özlemişim seyretmeyi, o bembeyaz, o saf, ağır ağır yağan dinginliği...
İstanbuldayken bazen gece yağardı usul usul ve ben sokak lambasınında ışıldayan kar taneciklerini seyretmeye bayılırdım. Bir de sabah erken saatlerde daha hiç ayak izi olmamış karlarda dolaşmayı. 

Özlemişim.

Fotoğraf İzmir'in daha soğumamış günlerinden.
Kordon' da gün batımı. 
Nedense aklımda bir Lale Müldür şiiri..


Ama ben seni hiç üzemem 
deliririm yalnızca sessizce...

tek başıma deliririm.

11 Aralık 2010 Cumartesi

BAŞLANGIÇ

Daha önce de blog denemelerim olmuştu.
Ama istikararlı olamayışım ve belki de bir konuda sabit duramayışım bir süre sonra kendimin bile sıkılmasına sebep oldu.

İyi bir blogcu değilim. İtiraf ediyorum.

Fotoğraf çekmeyi çok istememe rağmen bilmiyorum.
Yemek yapmakla aram hiç yok.
El emeği, el işi takılar, kıyafetler, süsler, çantalar vs. gibi şeyleri yapma becerilerim de yok.
Dekorasyonu, giyimi, kuşamı, takıları, makyaj malzemelerini her kadın gibi severim. Ama bunları sergileyecek kadar potansiyelim de yok.
















E ne var bu blog da o zaman? Neden takip edilsin ki? 
İşte bu sorunun cevabını  ben de bilmiyorum.
Hergün yüzlerce blog sitesi takip ediyorum http://www.bloglines.com/ sitesi üzerinden. 
Yukarıda bahsettiğim yapamadığım şeyleri anlatan insanları hayranlıkla izliyorum.

Biriktirmeyi çok seviyorum. Hoşuma giden resimleri, önerileri, iyi fikirleri, tarifleri, güzel yazıları, sözleri...
Küçük yaşlardan beri dergilerden, gazetelerden kestiğim hoşuma giden şeyleri defterlere yapıştırırdım. Saklardım. Hatırası olan materyalleri de saklamayı severim. Günden arta kalanları, hatıra olarak sakladığım bir yer olsun burası. Bir çeşit terapi merkezi. Zaten blog yazan bir çoğu için bu böyle değil mi?

Umarım blog yazma konusunda tutarlı olurum. Kimse takip etmese bile...