29 Temmuz 2011 Cuma

Bazı günler...

İçimde basbas bağıran bir tarafım var ama sanki ağzımı sımsıkı kapatıyorlar.
Kötü bir gün geçirdim.
Bazı günler yaşadıklarımız ve bu olup bitenlerden sonra nasıl hareket edeceğimiz sonrasında yaşayacaklarımızı şekillendirir ya, bu yüzden korkutuyor beni gelecek günler.
Her şeyin tepetaklak olmasından çok korkuyorum.

21 Temmuz 2011 Perşembe

SUNSHINE

SUN SHINE

SUN SHINE, blackandberry tarafından pink heart earrings ile yaratıldı

10 Temmuz 2011 Pazar

way back into love

Sizin hiç durup dururken hanımeli çiçeğinin kokusunu özlediğiniz olur mu?
Ya da dalında salkım salkım açmış leylakların kokusunu?
Bu gece öyle bir gece işte...

29 Mayıs 2011 Pazar

Süreklilik... O da ne?

İyi bir blogcu olmanın en önemli kuralını çiğnedim. Yazılan postlarda süreklilik...
Oysa gün içerisinde aklımdan bir çok şey geçiyor. Günün sonunda, "günden arta kalanlar" olacak bunlar ve ben evde herkes uyuduğunda pc başına geçip bir bir yazacağım. Her gün bu şekilde içimden konuşup geceleri uyuklamaya başlıyorum. Buralardayım oysa. Takip ediyorum, okuyorum, okuyorum. Okuduğum blogları sınıflandırıyorum. Belli düzene sokuyorum. Biraz da teknik eleman olmamın da etkisi var sanırım. Yeterince yazı işlerinden anlamıyorum ya da çabucak sıkılıyorum. Varsa yoksa işin teknik alt yapısı. :)
En kısa sürede "günden arta kalanlarımla" görüşmek dileğiyle...
 

24 Nisan 2011 Pazar

Mutlu oldum ben :)

İnsan, hiç tanımadığı birinden gelen küçük bir mesajla da mutlu olabilirmiş meğer. 
Ne güzel şeymiş merak edilmek.
Buralardayım oysa, yine bol bol izleme günlerinde.
Teşekkür ederim Modafobik.

14 Nisan 2011 Perşembe

Gözlerimi açtığımda

Şimdi gözlerimi kapatıyorum. Ve içimden 10' a kadar sayıyorum...

10 Nisan 2011 Pazar

My Blueberry Nights - Cat Power - The Greatest

6 Nisan 2011 Çarşamba

Bin parça

Bir gerçek var. Biliyorsunuz. Ama apaçık görmediğiniz, duymadığınız. Görseniz, duysanız bu sizi çok ama çok incitecek. Kıracak, bin parça edecek.

Bunu bile bile görmeye çalışır mısınız?

4 Nisan 2011 Pazartesi

Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.


Herkes hayatının en az bir döneminde kaybetmiştir. Bir eşyasını, bir yarışı, sevdiği insanı ve kimbilir belki de kendini kaybetmiştir.
Kendimizi kaybetmek. Kendimizi bilmemek, ne yaptığımızı bilmemek değil bahsettiğim. Bir his. Yenilmişlik duygusu. Ardı sıra gelen bezginlik, bıkkınlık, yetersiz hissetme... Aslında vazgeçmişlik demek daha doğru belki. Bana hissettirdiği bu oldu filmin.



Ben sevdim. Özellikle konusunun gerçek hayattan alınma olması ve Nejat İşler, Yiğit Özşener, Ahu Türkpençe, Rıza Kocaoğlu ve Serra Yılmaz gibi sevdiğim iyi oyuncuların oynaması ilgimi çekti ve gidip seyrettim. Herkesin değer yargısı farklıdır tabii ama bana göre basında abartıldığı gibi açıklık içeren bir film de değildi. Farklı bir şeyler istiyorsanız kaçırmayın izleyin derim.

Aklımıza estiğinde Olimpos'a gitsek nasıl olurdu acaba?


http://www.kaybedenlerkulubufilm.com/


3 Nisan 2011 Pazar

Ya sonra?

Yok bu filme gitmedim. Ben hakkımı "Kaybedenler Kulübü" nden yana kullandım. Ama şarkıyı sevdim işte...


özcan deniz-deniz çakır ya sonra klip | izlesene.com

31 Mart 2011 Perşembe

Güzel gün

Güzel bir gün olma ihtimali yüksek. Lütfen güzel bir gün olsun.

24 Mart 2011 Perşembe

Öpücük Balığı

Siz öpücük balığının hikayesini bilir misiniz?

22 Mart 2011 Salı

Teşekkür


Belki pek çok blogcu için çok küçük bir rakam fakat benim için çok ama çok değerli...
88 izleyicimin her birine tek tek teşekkür ediyorum.

20 Mart 2011 Pazar

Cansıkıntısı

Güzel bir gün olabilir-di.
Gülümseyebilir-dim.
Her şeyin tek bir şeye bağımlı olması ne kötü.

16 Mart 2011 Çarşamba

Daydreams

Facebook' ta paylaşmışlar. Gittim siteyi buldum.
Bu anne ve bebeğine bayıldım. Uyku fotoğrafları süper.

söz...

Bazı insanları, onu önemsediğinize inandırmanız gerçekten zordur. Kendisini iyi tanıdığı için, önemsenmeyeceğini düşünmektedir...


12 Mart 2011 Cumartesi

Bu günlerde...

Yine hep okuma günlerimdeyim. Yazmak için bir yığın şey geliyor aklıma ama pc başına oturunca bambaşka şeylere dalıp yazmayı unutuyorum.
Yoruluyorum çok bu günlerde. Yetiştiremiyorum sanki hiç bir şeyi. Oysa o kadar da yorulacak bir şey yapmıyorum.
Sabah yedide kaldırıldım. Daha uyurdum ama acıktım anne diyen dünyanın en güzel sesi kaldırdı beni. Oğlum bu ara legolarla zaman geçirmeyi seviyor. Derslerden çok aklı fikri legolarda. Sabah ilk iş ne zamandır isteyip de bulamadığı legoyu almaya gittik. Sonrasında da görsel sanatlar kursuna. Öğleden sonra sinemaya gitti amcası ve kuzenleriyle. Ben de bu arada evi temizledim yapabildiğim kadarıyla. Şimdi dinleniyorum.
Yazmayı planladığım hiç bir şeyi yazmıyorum yine.... :(

27 Şubat 2011 Pazar

bloglines vs google reader

İyi bir blog yazarı olmasam da iyi bir blog okuruyum. Kaç senedir blog takibi için bloglines sitesini kullanırım. Takip ettiğim tüm bloglar kategorilere ayrılmış şekilde sıralanırlar. Arayüzünü değiştirdiğinden beri ısınamadım bir türlü. Tamam bir çok yeni özellik eklenmiş ve kolaylıklar var ama bir şey eksik işte bulamadığım. Öte yandan google reader var. İzleme eklentisi ile blog kontrol panelime eklenen tüm blogları otomatik takip etmemi sağlayan ama alışkın olmadığım. Hangisi kullanışlı bilemedim şimdi.

İyi Pazarlar

23 Şubat 2011 Çarşamba

Bir masalın ağzını kapat ve yat.

Seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
öğren susmasını ve ağlamamasını.
Bir kavanozun içinde mavi bir gül
yetiştir her gün daha çok yaşayan.
Bir masalın ağzını kapat ve yat
geniş odalarda, bir oksijen çadırında.

******************

sen çok yaşa olur mu?

13 Şubat 2011 Pazar

Hobiler

Ben  çarpı işi panolar yapmak istiyorum... Çok seviyorum.


Scrapbook' u çok seviyorum mesela. 


 
Bu konuyla ilgili bir sürü siteye üye oluyorum. Kaynak çok fazla ama nasıl, nerden başlayacağımı bilemiyorum. Bir sürü kısaltmalar görüyorum. Ne işi yaradığını bilmiyorum.
Yardıma ihtiyacım var. En kısa sürede bu hobileri edinmeliyim. 

11 Şubat 2011 Cuma

Ayrılık zamanı kayıptır...

10 Şubat 2011 Perşembe

Kedi



 Bir yerlerde okumuştum "İnsanlar ikiye ayrılır : kedi sevenler ve sevemeyenler."
Ben kedi sevenlerdenim. 
Onların uysal ama bir o kadar kendinden emin ve de özgür hallerine bayılıyorum.
Belki hiçbir zaman onlar gibi olamadığım içindir.

foto

27 Ocak 2011 Perşembe

Dilek...

Güzel bir hayatım var. Sağlık sorunumuz yok en başta. İyi bir ailem, dünya tatlısı  bir oğlum var. Zengin değiliz ama pek çok insanın sahip olmayı istediği şeylere sahibim belkide. İşsiz değilim mesela. 
Ama işte tüm bunlara rağmen iyi gitmeyen şeyler de var hayatımda. Aslında herşeyin kaynağı insanın kendisi. Toparlamaya çalışıyorum. Bazen toparlamaya çalıştıkça daha da berbat ediyorum her şeyi. Kimseyi üzemeye hakkım yok diyorum bir bakıyorum bir şekilde en sevdiklerimi üzüyorum. Kendimden sıkılıyorum. Başkalarını da sıktığımı hissediyorum.
Hiç ağlamadığım kadar ağladım bu sene. Artık gözyaşları istemiyorum. İncinmek ve de incitmek de istemiyorum. 
Artık toparlanayım daha fazla dağıtmadan. Lütfen, bunu yürekten diliyorum.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Blog Araçları

Henüz pek kullanmasam da değişik blog araçlarına bayılıyorum. Geçen gece bloglarda gezinirken karşılaştığım adı gibi kendisi de insanı ferahlatan çok hoş bir blog,  Lavanta Bahçesi sayesinde bu siteyle tanıştım: http://www.shabbyblogs.com/.
Çok güzel, incelikli arkaplanlar, butonlar, başlıklar var.

15 Ocak 2011 Cumartesi

DEDİKODU

İnsanlar artık dizi izler gibi izliyorlar birbirlerinin hayatını ve tıpkı dizi izlerken nasıl hayal güçlerini çalıştırıp bir sonraki sahnede neler olacağını tahmin ederler ya aynen öyle yorumlar katıyorlar başkalarının hayatlarına kendilerinden. İşin garibi buna kendileri de inanıyor ve etrafa sanki gerçekmiş gibi anlatıyorlar. Tuhaf. 
Bir süredir gözlemliyorum bunu ve şaşırıyorum. Kimseye güvenimin kalmayışına üzülüyorum.

8 Ocak 2011 Cumartesi

Parlatıcı Sorunsalı

     Eski bulaşık makinem ilk arızayı verdiğinde parlatıcı kutusunda da sorun çıkmıştı. Yetkili servis geldiğinde parlatıcı kullanmak yerine deterjan+parlatıcı+tuz içeren tabletlerden kullanmamı söylemişti. O günden beri tablet deterjan kullanıyorum. Birkaç gün önce bulaşık makinam tarih oldu. Biz de resimde yer alan makinayı aldık. 



 
  
     Kitapçığında okuduğum kadarıyla parlatıcı kullanımı yıkanmış eşyaların daha çabuk kurumasını sağlıyormuş. Ben tablet işine iyice alışmıştım. Ayrıca parlatıcı kullanmak gerekli mi bilmiyorum. Tuz derseniz onu yıllardır hiç kullanmıyorum. Kimi gerekli diyor kimi üçü bir arada tabletler varken gereksiz diyor.
     Şimdi yeni makinamda bulaşıklarım ilk defa yıkanıyor. Yanında verilen deneme "finish qantum" tablet ile Umarım memnun kalırım.




5 Ocak 2011 Çarşamba

Kırgın

Sevdiğim insanlara kızabilirdim.
Eğer sevmek bana
Mahzun durmayı öğretmeseydi.



NOT: Dizilerle hiç aram yoktur oysa.

3 Ocak 2011 Pazartesi

Teknik Bir Sorun.

Bir şey oldu ve ben, izleyici bölümümü göremez oldum.
:(