4 Nisan 2011 Pazartesi

Zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.


Herkes hayatının en az bir döneminde kaybetmiştir. Bir eşyasını, bir yarışı, sevdiği insanı ve kimbilir belki de kendini kaybetmiştir.
Kendimizi kaybetmek. Kendimizi bilmemek, ne yaptığımızı bilmemek değil bahsettiğim. Bir his. Yenilmişlik duygusu. Ardı sıra gelen bezginlik, bıkkınlık, yetersiz hissetme... Aslında vazgeçmişlik demek daha doğru belki. Bana hissettirdiği bu oldu filmin.



Ben sevdim. Özellikle konusunun gerçek hayattan alınma olması ve Nejat İşler, Yiğit Özşener, Ahu Türkpençe, Rıza Kocaoğlu ve Serra Yılmaz gibi sevdiğim iyi oyuncuların oynaması ilgimi çekti ve gidip seyrettim. Herkesin değer yargısı farklıdır tabii ama bana göre basında abartıldığı gibi açıklık içeren bir film de değildi. Farklı bir şeyler istiyorsanız kaçırmayın izleyin derim.

Aklımıza estiğinde Olimpos'a gitsek nasıl olurdu acaba?


http://www.kaybedenlerkulubufilm.com/


7 yorum:

Profösör dedi ki...

Dünya hayatında iyilik yaparsan kazanırsın. İyi insan olmak insanı yüceltir. Asıl kazanç budur. Kötü insan olursan kesinlikle kaybedersin. Asıl kayıp budur ki itibarın dibe çökmüştür. Bir daha dirilemessin..

Burcu dedi ki...

olimpos mu dedi biri :))
gidilmez mi hem de koşa koşa ah ah yakınlarda olsaydı keşke .sevgiler.

blackberry dedi ki...

İyilik de göreceli değil mi profösör? İyi bir insan olsan da an gelir bir başkasının çıkarına ters düştüğün için kötü biri damgası yersin. Ama kötü insan olmak konusunda haklısın. Kötü insan hep kötüdür ve gün gelir kaybeder elindekileri.
Ama film bana iyinin,kötünün kaybetmesinden çok insanın vazgeçmişliğini anlattı.

blackberry dedi ki...

Sevgili Burcu, adaşım :) Olimpos'a bir kez o da birkaç saatliğine gittim ve hayran kaldım. Hele Çıralı. Çıralıydı değil mi sahilin adı?

Profösör dedi ki...

Biliyorum bazen iyilikten maraz doğuyor.

blackberry dedi ki...

maalesef :(

Burcu dedi ki...

evet evet çıralı canım hayran kalmamak elde değil adrasan diye geçen bir yeri de var sevgiler adaşım :))

Yorum Gönder